Dijital Pazarlama

Adım Adım İçerik Pazarlama Rehberi

Bir ürünü pazarlamak için içeriği nasıl kullanabiliriz? Gelin benim içerik pazarlama rehberimden bunun ne anlama geldiğini ve nasıl yapıldığına bakalım.

G.I. Joe – A Real American Hero’nun ne olduğunu biliyor musunuz?

Bu tüm zamanların en iyi içerik pazarlama örneklerinden biri olabilir.

Bahse girerim içerik pazarlamayı duyduğunda aklına ilk olarak bloglar, Twitter, Facebook veya viral YouTube videoları gelmiştir.

Fakat içerik pazarlama internetten ve düşündüğünden çok daha uzun süredir hayatımızda.

Neden mi?

Çünkü içerik pazarlama tamamen hikaye anlatımı ile ilgili İnsanlar konuşmaya başladıklarından beri hikaye anlatırlar.

Ve biz her zaman hikayeleri en iyi anlatan kişiye odaklanırız.

Bu ‘the one by Tim Ferriss’in bloğu gibi blogların 2017 de neden çok iyi bir iş çıkardığını açıklar.

‘StarWars: Son Jedi’ gibi filmlerin bu kadar popüler olmasının sebeplerinden biri budur.

Bu neden ötürü Kevin Spacey bir zamanlar bir pazarlama konferansında ana konuşmacı olabildi.

1982 yılında Hasbro ve Marvel “G.I. Joe – A Real American Hero!” çizgi romanını çıkarmak için işbirliği yaptılar.

Bu işbirliği sırasında yaptıkları pazarlama stratejileri oldukça basitti.

Kenner Toy Şirketinin Starwars aksiyon figürlerinin satılmasını sağlayan şeyi yaratmaya çalıştılar: Aksiyon figürleri için zengin bir hikaye!

İlk çizgi romanlarını yayımladıktan sonraki ilk ayda hedef kitlenin, yani beş ila on iki yaş arasındaki erkek çocukların yaklaşık %20 sinde iki veya daha fazla G.I. Joe oyuncağı vardı.

Bu ikili bunları başarırken çizgi romanın daha 2 hikayesi ancak okuyuculara sunulmuştu.

Bundan yedi yıl sonrasında, bu seri Marvel’ın en sağlam serilerinden biri haline gelmişti ve bu dönemde aynı yaş kategorisinde her üç çocuktan ikisinde en azından bir tane G.I. Joe aksiyon figürü bulunuyordu.

Bir ürünü pazarlamak için içeriği nasıl kullanabiliriz?

O zamanlardan beri çok fazla şey değişti, ve tabii ki 80’lerde işe yaramış olan bu strateji günümüzde de işe yarayabilir.Ancak, gündelik yaşamımızda karşımıza çıkan sosyal medya gibi yeni pazarlama kanalları mevcut.

Yani fırsat kapıyı çalıyor diyebiliriz.

Gelin benim içerik pazarlama rehberimden içerik pazarlamanın ne anlama geldiğini ve nasıl yapıldığına bakın.

içerik pazarlaması kapak

İçerik Pazarlamasının Tanımı:

Content Marketing Institute, içerik pazarlamayı şöyle tanımlıyor:

“Stratejik pazarlama yaklaşımı değerli,güvenilir ve istikrarlı olabilecek bir içeriğin, oluşturulması ve dağıtımına odaklanarak belli bir kitlenin ilgisini çekmek, elde tutmak ve nihayetinde müşteriye daha sağlam görülebilecek bir anlaşma sunmaktır.”

Onların tanımlarının tamamen doğru olduğunu düşünüyorum. Fakat bunu biraz daha açık bir şekilde anlatabilirlerdi.

Bu tanım içerik pazarlamanın temel şeylere dayanan, güvenilir ve yüksek-kalite içeriği hedef kitleye vererek bu kitle ile sağlam ilişki kurmaya odaklı ve uzun vadeli bir strateji olduğunu söylüyor.

Sonuçta bir müşteri alım kararı verdiyse, onların sadakatini kazanabilmişsiniz demektir. Onlar sizin ürününüzü alacaklar, yani sizin ürününüzü diğer rakip ürünlere tercih etmiş olacaklar.

İçerik pazarlamasında reklamcılığın aksine müşterinizi gerçekten önemsemeniz gerektiğini bilmelisiniz.

Bu günlerde insanlar kendilerinin önemsendiğini hissetmeyi her zamankinden daha fazla istiyor. Dünya her zamankinden daha gürültülü bundan ötürü en değerli kaynağımız dikkatinizi toplamaktır.

Farklı türlerdeki içerik pazarlamalarına bakarken bunu aklınızdan çıkarmayın.

Genel Bakış

İddasına girerim ki Joe Paluzzi, 2010 yılında İçerik Pazarlama Enstütüsü(CMI)’nü kurduğunda CMI’yın ne kadar başarılı olacağı bir yana, bu enstütüyü kurarken ne kadar yerinde bir karar verdiğinden bile haberi yoktur.

2017 yılında CMI, içerik pazarlama istatistikleri konusunda en iyi kaynaklardan biri haline geldi.

Ve içerik pazarlamanın evrimini genel bir bakış yapan çok iyi bir video hazırladılar.

İçerik pazarlamanın temeli, basitçe yüksek kaliteli içerik üretimi ve hikaye anlatımı olduğu için, başlangıç adımının, isminin ortaya çıkmasından çok daha uzun önce atıldığını görebiliriz.

İnternet, sosyal medya vs. gibi mecralar yokken, yani çevrimdışı yollarla yapılan içerik pazarlama aktivitelerinden öğreneceğimiz hala çok şey var.

Ancak, günümüzde başarılı bir içerik pazarlama kampanyası, çevrimiçi kısmı göz ardı edemez.

Hikaye anlatımı yıllar geçtikçe değiştiğinden ve geliştiğinden ötürü, insanların ilgisi birkaç yıl öncesine göre çok daha geniş kapsamlı diyebiliriz.

Bu nedenden ötürü pazarlamacılar yaşadığımız yıllarda hikayelerini anlatabildiklerinden emin olmak için çevrimiçi kısmı göz ardı etmemelidirler.

Peki, artık içerik pazarlamanın ne anlama geldiğine dair iyi bir fikriniz olduğuna göre “Ben içerik pazarlama işinde nasıl başarılı olabilirim” sorusunu soruyorsunuzdur bana.

Sormanıza çok sevindim!

Bugünlerde içerik pazarlama ile ilgili zaman harcayabileceğimiz üç ana kategori var: çevrimiçi pazarlama, çevrimdışı pazarlama ve karma pazarlama.

İyi bir içerik pazarlamacısı olma yolunda ilerliyorsan, bunu öğrenmenin en iyi yolu örneklere göz gezdirmekten geçer.

Bu yüzden sana her kategoriden toplamda 15 tane olmak üzere harika içerik pazarlama örnekleri göstereceğim.

Gerçi sana ilk olarak içerik pazarlama stratejini nasıl oluşturabileceğini göstermem gerek.

Bunları anladıktan sonra, en sondaki örneklerden ilham alabilirsin.

Strateji

Bu yüzyılda tonlarca farklı içerik pazarlama stratejisi bulunuyor.

İçerik pazarlaması dünyasının başlarında durum böyle değildi.

Bir zamanlar pazarlamacıların çok az seçeneği vardı.

Aslında azdan bile az seçenekleri vardı.

Bunlar dergiler, haydut işaretleri ve gazete ilanları idi.

O günlerde bile çeşitli farklı özel seçimler yaptılar.

Reklamlarda kullanılan kelimelerle, gösterdikleri resimlerle, reklamlarını yerleştirdikleri yerlerle ve CTA ile (yani Eyleme Çağrı) içeriklerini değiştirdiler.

Başka bir deyişle, az miktarda içerik yöntemi olmasına rağmen, kullanabilecekleri seçeneklerin sayısı hala oldukça fazlaydı.

Günümüzde, dünya tarihinindeki herhangi bir zamankinden çok daha fazla içerik pazarlama aracı ve çeşidi bulunmakta.

Bu, seçenek sayısının fazlalığından ötürü, uygulanabilecek strateji sayısının daha da fazla olduğu anlamına geliyor.

Bir çevrimiçi yayın, örnek olarak “3D içerik” modelinin kullanımını tavsiye ediyor.

Basitçe anlatırsak bu model 3 adımdan oluşuyor.

  • Sorunun içeriğindeki pik noktasını bulun
  • Bu sorunu çözmek için gerekli içeriği bulun
  • Son olarak bulduğunuz bu içeriği hedef kitlenizin satın alma döngüsünün içine yerleştirin.

Bu strateji, odağı pazarlamacıdan uzaklaştırıp, pazarlamacının ulaşmaya çalıştığı müşteri kitlesinin üstüne çekmeye yarar.

Ne de olsa bu, kendi içerik pazarlama stratejinizi yaratmanız için atmanız gereken inanılmaz önemli adımlardan biridir.

Hazırladığınız içerik, ürününüzün çözdüğü soruna sahip olan kitleye hitap etmez ise içerik pazarlamanız için yaptığınız şeyler ve harcadığınız onca zaman boşa gitmiş demektir.

Tabii ki, bunu muhtemelen sahip olduğunuz kitleye ve pazarlama teorinize uydurmak isteyeceksiniz.

Her ne olursa olsun her daim izleyicinizle, müşterinizle başlamalısınız.

Bu ulaşmaya çalıştığınız kitle için özel içerik oluşturmanız gerekir. Ancak ve ancak o zaman doğru insanların dikkatini üstünüze çekmeyi başarabilirsiniz.

Kaynağa göre – İçerik Pazarlama Enstitüsü(CMI) – İşiniz için bir içerik pazarlama stratejisi oluştururken takip etmeniz gereken ipuçları.

 içerik pazarlama stratejisi

Özellikle şu ipucuna dikkat etmelisiniz: “ Stratejiniz, temel iş ve müşteri gereksinimlerini, ve aynı zamanda içerik üretme çabalarınızın bu sorunları nasıl çözebileceğini belirtmelidir.”

Bu ne anlama geliyor?

Müşterilerinizi veya potansyel müşterilerinizi anlamanız gerektiği anlamına geliyor. Bunu yaptıktan sonra, sorunları çözen ve işini büyüten içerikler oluşturabilmeye başlayabilirsin.

Tabii ki içerik pazarlamasının asıl amacı işini büyütmek olmalıdır.

Ancak yine de, önceden ödeme yapmaya hazır olan müşterilerinizi etkileyemediğin sürece bunu yapamazsın.

Sosyal medya, Sınırsız internet ağı, Kendi kendini yayınlayabilen şirketler ve ücretsiz grafik tasarım araçlarına sahip olan bu dünyada, ödeme yapabilecek müşterileri çekmek için kullanabileceğiniz yığınla strateji var. Bunu denizdeki balıkların sayısına benzetebiliriz.

İşte Hubspot’un bir araya getirdiği bir liste.

Size kullalanbileceğiniz içerik pazarlama biçimlerinden sadece birkaçını gösterir.

  • Nasıl Yapılır
  • İçerik İncelemesi
  • Olay Analizi
  • Tablo/Grafik
  • E-kitaplar
  • E-posta bültenleri/Otomatik cevaplayıcı
  • Karikatür/İllüstrasyon
  • Kitap özetleri
  • Aracı incelemeleri
  • Hediye
  • Sıkça sorulan sorular
  • Sorular ve Cevaplar
  • Web semineri
  • Kılavuzlar
  • Sözlük
  • İnfografikler
  • Röportaj
  • Listeler
  • Zihin haritaları
  • Online Oyun
  • Yardımcı uygulama / araç
  • Görüş, düşünce ve fikir yazıları
  • Beyaz kağıtlar
  • Vlog
  • Videolar
  • Şablonlar
  • Anketler
  • SlideShare
  • Kaynaklar
  • Alıntılar
  • Testler
  • Anketler
  • Podcast
  • Pinboards
  • Fotoğraf kolajı
  • Orjinal araştırma
  • Basın bülteni
  • Fotoğraflar
  • Tahminler
  • Kullanıcı tarafından oluşturulan içerik
  • Şirket haberleri
  • Zaman çizelgesi

Yani evet, burada görüldüğü gibi bir sürü seçenek var.

Ama bunlardan sakın bunalmayın.

Her seçeneğin faydalarını ve ne zaman kullanabileceğinizi öğrenmek için buradasınız. İçerik pazarlamanın yanlızca bir amacı olsa da (ki bu işletme gelirini arttırmaktır), bunu yapmanın birçok yolu bulunur.

Bunlardan önce, bu işin içine girip kendi stratejinizi nasıl oluşturmalı olduğunuz konusuna gelmeden yapmanız gereken şeylerden biri de pazarlamanın tarihini öğrenmektir.

Ne nereden geldi? Neden bu kadar büyüdü? Ve bu günlerde bir anda bu kadar popüler olmayı nasıl başardı?

Bu sorulara ileride geçeceğiz.

Tarihçe

İçerik pazarlamanın ne kadar eski olabileceğini tahmin edebilir misiniz?

Bu soru ilk defa bana sorulduğunda, yani birkaç yıl önce , ben muhtemel olarak 50, 70, yada en fazla 90 yıl olabileceğini düşünüyordum.

Ama bu konuda hatalıydım. Hemde çok hatalı.

Yıl 1732, Benjamin Franklin adındaki bir adam “Zavallı Richard Almanack”ın ilk versiyonunu yayınladı.

Bunu neden yapmış olabilir?

Fikirlerinizi yazmaktan ve bunları ifade etmekten hoşlandığı için, eğlence amaçlı mı yaptı?

Hayır, amacı kesinlikle böyle bir şey değildi.

Bu versiyonu yayınladı, çünkü yapmaya başladığı yeni baskı işinin reklamını yapmak istiyordu. Bunu yapmanın en iyi yolunun kendi Almanack’ını yayınlayarak potansiyel olarak başkalarını da bu basım evinde kitap basmaya teşvik etmek olduğunu söyledi.

Content marketing institute’ün zaman çizelgesine göre, bu içerik pazarlama alanında görülen ilk doğru adımdır.

Benjamin Franklin

Neredeyse 300 yıl önce başlamıştı.Tamı tamına üç yüz yıl!

İddiaya girerim, içerik pazarlamanın 1700’lerde Benjamin Franklin ile başladığını düşünmediniz. Birkaç yıl önce olduğumdan daha bilgili olabilirsin ama bunu muhtemelen girişten tahmin edememiştin.

Doğal olarak muhtemelen çoğunuz böyle düşünmemiştir.

Çünkü içerik pazarlama mordern bir meslekmiş gibi gözüküyor.

Terim yeni olabilir fakat pratikte kesinlikle yeni bir şey değil.

Şirketler ve şahıslar yıllardır bedavaya veya ucuza içerik üreterek insanların ilgisini çekmeye çalışıyor.

John Deere, traktör şirketinin sahibi, 1895 yılında Franklinin yaptığına benzer bir şey yaparak, farklı bir hayat düzenine sahip olan çiftçiler için “The Furrow” isimli bir dergi yayınlamaya başladı.

John Deere

Gördüğünüz gibi resmin sol aşağı kısmında yani ok ile gösterilen kısmında bu derginin bir tür hediye olarak verildiği görünüyor.

Şimdi, tabii ki de siz John Deere’in bunu kibar ve iyi biri olduğu için yaptığını düşünmekte serbestsiniz. Belki de gerçekten sadece insanlara yardım edebilmek için yapmıştı. Fakat bu yaptığı yayının şirket gelirine olan etkisinin bu denli büyük olacağını düşünmemişti.

Yine de büyük olasılıkla durum böyle değildi.

John Deere bunu yaptı çünkü içerik pazarlamanın ana mantığını anlamıştı: etrafta dolaşabilen şeylerin gücünü.

Yada basitçe, eğer sen hedef pazarına yönelik bedava bir şey üretirsen, onlar senin ile iletişime geçecektir, senin mesajını yayacaktır ve hatta sizden satın almaya bile başlayabileceklerdir.

Jello-O ise bu pazarlama yolculuğunu önceden fark edip uygulamaya başlayan başka bir şirket.

Jello-O

Ve işte 1978’den başlayarak neredeyse 10 yıl boyunca çalışan safari kartlarından birini görüyorsunuz.

Safari Kartları

İçerik pazarlama çabaları son birkaç yüz yıldır orada, burada kısacası birçok yerde var olmayı sürdürmüştür.

Tabii ki içerik pazarlaması artık temel halini tam olarak buldu ve aldı. 15 vazgeçilmez içerik pazarlama ipuçları ve her pazarlamacının bilmesi gereken 25 içerik pazarlama ipucu gibi makaleler interneti kasıp kavurmaya başladı.

İçerik pazarlama yöntemleri yıllar içinde değişmesine rağmen, harika içerik fomülü büyük ölçüde aynı kalmaya devam ediyor.

  • Kişinin sorun yaşadığı noktayı tespit edin
  • Bu sorunu biraz kurcalayın
  • Onların problemlerini çözün

Şimdiki zamanda bunlar videolarda, resimlerde, blog mesajlarında ve infografiklerde de olabiliyor.

Gördüğünüz gibi, içerik pazarlama işi son birkaç yüz yılda çok uzun bir yol katetti.

İçerik pazarlamanın uzun bir yol katettiğine dair muhteşem bir örnek olarak Blendtec’in “Will it Blend?” serisini gösterebiliriz.

Bu paylaşımı YouTube da görebiliriz.

Burada İphone’u mixer de karıştırmaya çalıştıkları bir videoyou görebilirsiniz.

Olup olmayacağını görmek için videoyu izleyebilirsiniz.

Son zamanlarda çıkan ‘Lego Movie’ yani lego filmi bile bir içerik pazarlama yöntemidir.

Lego Filmi

Sizce işletmeler neden bu tür içerik pazarlaması yapıyor?

Ne de olsa ürünlerini doğrudan satmıyorlar. Dikkatleri üstlerine çekmeye çalışıyorlar elbette. Ama bu gerçekten önemli mi?

Kısa cevap evet. Günümüz dünyasında dikkat inanılmaz derecede önemlidir.

Ancak bu doğru yapılır ise işe yarayacaktır.

İçerik pazarlaması ,genellikle ürününüzü önemseyen ve satın almaya istekli insanların dikkatini çekmek için kayda değer bir iş yapar.

Neden İçerik Pazarlaması?

Evet. İçerik pazarlaması popüler bir iş. Şirketler çoğunlukla yüzyıllardır bunları kullandı ve hala kullanmaya devam ediyorlar.

Acaba içerik pazarlama sizin şirketiniz için doğru bir karar mı?

İçerik pazarlama önceki firmalar için işe yaramış olması sizin için de işe yarayacağı anlamına gelmez, bu demek değil ki sizin morden günlerdeki işiniz için işe yaramayacak. Sadece büyük olan B2B ve B2C işleri bunu kullanıyor diye sizin içinde doğrusunun bu olduğu anlamına gelmiyor.

Bunu bulmak için hadi geçmişte bunun ile ilişkili olan içerik pazarlama verilerine bakalım.

Şüpheleriniz var ise, B2B içerik pazarlamacılarının %60’ının ilgi çekici bir içerik oluşturmak ve mevcut stratejilerinin etkinliğini ölçmek için çabaladıklarını tespit ederseniz, doğrulamış olursunuz.

B2C içerik oluşturucular

İlk olarak kendimize sormamız gereken soru şudur: ”öncelikli olarak bunları yapmamızın sebebi nedir?”

İnsanlar neden daha bağlayıcı, daha tutucu içerikler üretmek istiyorlar? Ve neden bu konularda hangi türdeki içeriklerin efektif olacağını anlamak istiyorlar?

Genellikle bunun sebebi, bu tür şirketlerin kendi içerik pazarlama uğraşlarından memnun kalmıyor olmasıdır.

Bu şirketler genelde fena gitmediklerini düşünürler ama aynı zamanda daha iyisini yapabileceklerini de düşünürler.

Şüphelerimiz, B2B içerik pazarlamacılarının %60’ının ilgi çekici bir içerik oluşturmak ve mevcut stratejilerinin etkinliğini ölçmek için uğraş verdiğini tespit ettiğinizde doğrulanır.

 B2B içerik pazarlamacılar

 

Bu kesinlikle ve kesinlikle içerik pazarlamanın işiniz için yanlış olduğu anlamına gelmez.

Aslında, bu veriler sadece içerik pazarlamasının bu gün inanılmaz derecede rekabetçi olduğu gerçeğine işaret ediyor.

Örnek olarak, B2B şirketlerinin % 70’inin 2017’de olduğundan çok daha fazla içerik oluşturmayı planladıklarını düşünün.

B2B şirketler

İnsanlar her yıl gittikçe daha fazla içerik oluşturmaya çalışıyorlar çünkü: mükemmel, vasat veyea korkunç blog yazıları, videolar ve infografikler çevrimiçi çevreyi giderek daha fazla, çok daha fazla karıştırıyor.

Bu karmaşayı işinize içerik oluşturmamak için bir bahane olarak kullanabilmeniz mümkün 😊

Yada farklı bir şekilde düşünürsek içerik pazarlamanın zaman ayırmaya değer oldğunun bir işareti olarak kabul edebilirsin de. Sadece kalabalığın dışında durmak için ona daha fazla enerji yatırman gerekecektir.

Yani cevap hala belirsiz. Bilinmiyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ancak şunu unutmayın ki: çoğu şirket hala içerik üretimi ile cebelleşmeye devam ediyor, aynı zamanda çoğu şirket de uyguladıkları stratejinin gücünün farkında.

Ne de olsa, bu işletmeler tatmin olmadıkları için, içerik pazarlama çabalarının tamamen boşa olduğu anlamına gelmez.

Sadece bu şirketlerin, işletmelerin başarı için fazlasıyla yüksek standartlara sahip olduğu anlamına gelebilir.

İşin aslı, ücretli reklamcılık (içerik pazarlamanın bir nevi anti tezi diyebiliriz) dünya üzerindeki en abartılmış taktiklerden biridir.

Öyle abartılmıştır ki bloglar, SEO ve hatta sosyal medya bile yanında daha az abartılmış kalabilir.

en abartılan pazarlama taktiği

İçerik pazarlamanın birçok işletmenin işine yaradığının daha iyi bir kanıtını düşünecek olursak SEO ve blog oluşturmak pazarlamacılar için ilk iki önemli önceliktir.

İçerik pazarlama inbound marketing

Evet, içerik pazarlama dünyası önceki halinden çok daha fazla rekabetçi bir hal almaya başladı.

Google da yaptığınız her aramanın sonucunda milyonlarca sonuç kendini göstermektedir.

Ama siz sadece ilk on sonuç dikkatini çekecektir.

Bu şu anlama gelir: bu yaptığın araştırma sadece araştırdığın anahtar kelimeyi kullanan birkaç insanı görmeni sağlar.

Tabii ki sen ilk olarak içerik pazarlamanın senin işine uygun olup olmayacağının kararını vermelisin.

Benim temennim içerik pazarlamanın neredeyse her iş bölümü için uygulanabilecek bir şey olduğunu görmendir.

Bir traktör şirketi olsun, bir kahvehane veya bir blender üreticisi olsun hepsinin yatırım getirisine fayda sağlayacak bir içerik pazarlama stratejisi bulunur.

Peki tüm bu çevrimiçi gürültüden nasıl uzak kalabilirsin?

İşte şimdi bu konu hakkında konuşacağım.

Müşterinin Seyrine Göre İçerik Planlama

Daha öncesinde hiç içerik planlama diye bir şey duymuşmuydun?

Duymadıysan artık duymanın vakti geldi demektir.

Bu senin içerik pazarlama stratejin için oldukça değerli, oldukça önemli bir şey.

İçerik planlama, hedefindeki kitlenin davranışlarını anlayıp bu davranışlara göre bir içerik üretmek ve hedef kitleni adım adım kendi ürününü alma yoluna sokmaktır.

Bildiğin gibi, bazı insanlar bir şeyi araştırıp almak yerine dümdüz bir yolu tercih eder.

Genellikle, seni internet siten vasıtasıyla keşfederler, ürünün hakkında düşünür, birkaç ay boyunca karar vermeye çalışır sonra kararını vermesini sağlayacak bir reklam görür ve satın alır.

En azından buna benzer bir şekilde ilerler bu olaylar.

Asıl nokta satın alma işlemi için insanların çok fazla zaman harcamasıdır.

Ve geleneksel olarak içerik pazarlaması bir huni stratejisidir.

içerik pazarlaması huni stratejisi

Yani içerik pazarlaması marka bilinirliği, katılım ve evangelizm yaratır diyelim.

Fakat dönüşümler, gelirler ve yatırım getirisi bakımından ölçülmesi zordur.

Anlamlı iş etkinlikleri gibi durumlarda içerik pazarlamanın gereksiz olduğunu söylemeye çalışmıyorum. Demek istediğim sadece içerik pazarlama stratejinizin nerelerde ne kadar etkisi olacağını ölçmenin oldukça zor olduğu.

Şimdi şöyle düşün.

İnsanlar senin içeriğini gördü, bundan sonra senin kim olduğunu biliyorlar. Fakat onlar senin e-mail listene yada herhangi bir şeye katılmazlarsa sen onların kim olduğunu bilmiyorsun demektir.

Ayrıca bu yarattığın içerikten işletmen hakkında bilgi aldıkları için, ürününü kaç kişinin gerçekten satın aldığını izlemenin pek olası olmadığı anlamına gelir.

Bu sebeple içerik pazarlamasının etkinliği biraz belirsiz olabilir.

Mükemmel bir dünyada, içerik pazarlama stratejisi insanlara bu şekilde rehberlik eder.

içerik pazarlama stratejisi

Ama sen mükemmel bir dünyada yaşamadığımızın farkındasın değil mi?

Biz herkesin birbirinden biraz daha farklı olduğu bir dünyada yaşamaktayız. Ve bu da herhangi bir insanın bir ürün satın almasının kısa sürmesinin nedenlerinden biridir.

Bu insanlar ürününü verdiğin reklamları gördükleri için mi satın aldı? Yoksa geçen hafta bununla ilgili okudukları bir makale yüzünden mi aldılar?

Söylemesi çok zor değil mi?

Elbette biz pazarlamacılar elimizde olanlarla hala çalışabiliriz. Bu belirsizlik, müşterilerimizin kimliğini görmezden gelmek için bir bahane değil.

Yine de müşterilerimizi ne kadar iyi tanırsak pazarlama stratejilerimizin etkisinin o kadar fazla olduğunu görebiliriz.

Bunu yapmanın en iyi yollarından bir müşteri avatarı oluşturmaktır. Bunun gibi bir şeye benzeyebilir.

https://docplayer.biz.tr/658106-Musteri-tanima-formu.html

Bunu yaparlem spesifik olmaya özen göstermelisin. Bunu yaparken ulaşmak istediğin bütün o kitlenin sadece kendi istekleri, amaçları , sorunları ve demografikleri olan birisi olduğunu bilerek buna göre davranmalısın.

Ancak ve ancak o zaman içeriğin, gerekli kitlenle olan iletişimin konusunda çok daha iyi bir iş çıkarır.

Bu işe ideal müşterilerinin kimler olduğunu tespit ederek başlamazsan bunu başaramazsın.

Müşterilerini ne kadar iyi anlarsan, karar verme aşamasından beklentiye ve hatta satışa kadar olan yolculuklarını o kadar iyi hale getirebilirsiniz.

Bu da doğrudan gelirinizi etkileyebilir.

Tüketicilerin %55’i ve B2B müşterilerinin %86’sı daha iyi bir müşteri deneyimi için daha fazla para ödeyebilir. Bunu önemini daha iyi gösterebilmek için, aşağıda görüldüğü gibi müşterilerin %89’u kötü bir tecrübe yüzünden şirketlerle iş yapmayı bırakıyor.

Müşterileri hizmetlerinin önemi

Öte yandan müşterilerin umutlarını yardımseverlik, nezaket ve bulunabilirlikle satın alma yolculuğu boyunca yönlendirirsen, seni sevmeleri daha olası olacaktır.

Ve insanlara kendini sevdirirsen arkadaşlarına seni anlatırlar.

Mesele şu ki, müşterilerin dikkate değer bir deneyim istiyor. Ve içerik pazarlamacısı olarak sen bunu onlara verebilmelisin. Fakat insanların satın alma yöntemlerini anlaman ve ardından gelecek olan ger aşama için içerik oluşturmalısın.

Üç temel aşama bulunur:

  • Farkındalık
  • Düşünce
  • Karar

Her aşamada farklı türde içerik pazarlaması sunmanı gerektirir.

Farkındalık Aşaması İçeriği

Bir alıcının yolculuğunun ilk aşaması farkındalıktır.

Alıcılar basitçe sizin işinin farkında olmak istiyor. Alıcılar henüz satın almaya hazır değiller, hatta e-posta listene veya bültenine katılmaya hazır bile değiller. Ancak yarattığın içerik sayesinde artık senin kim olduğunu biliyorlar.

Bu işin için neden değerli olabilir?

Normal olarak eğer insanların senin kim olduğun hakkında fikirleri yok ise, izleyicilerin veya daha önemlisi olan alıcıların arasına katılamazlar.

İnsanlar önce yaptığın işi öğrenmelidir.

Ve bunun için içerik pazarlaması belki de en iyi müttefiklerinden biridir.

Örneğin Google’da “blog nasıl açılır” diye bir arama yaptımda karşıma şu şekilde bir ekran geldi.

blog nasıl yazılır?

Sen olsan hangi sonuca tıklardın? Tabii ki de Google’ın o büyük kesidinde görülen wix.com adresine tıklardın.

İşte bu size içerik pazarlamanın ve SEO’nun beraber bir farkındalık yaratmak için ne kadar güçlü olduğunu gösterir.

Google’ı kaç kişinin arama yapmak için kullandığını veya bu kişilerin kaçının ücretli sonuçlar yerine organik sonuçlara tıklamayı tercih ettiğini size söylemek zorunda değilim. Bunu kendinden anlayabilirsin.

Gerçek şu ki, insanlar deli gibi araştırma yapar. SERP’e gelecek olan sen isen onlar senin ismini devamlı görmeye devam edecektir.

İdeal olarak senin içeriğine her tıklayışlarında senin internet siten ve içeriğin kendi kendine otomatik olarak onları etkilemeye devam edecektir.

Örneğin blog gönderilerinin nasıl göründüğünü görmek için devam ettim ve wix.com’a tıkladım.

wix.com blog yazmak

Blog yazmak isteyen bir insanın ilgisini çekebilecek bir şey değil mi bu?

Bu internet sitesinde blog yazarlığı konusunda bedavaya verilen, görsel anlatım ve videolarla zenginleştirilmiş bir kurs var.

Bu adamlar dijital içerik pazarlama işine girmeniz için başlangıçta ihtiyaç duyacağınız bilgiyi size bedavadan veriyor.

E haliyle siz işinizi büyütür ve iyi bir şekilde ilerlemeye devam etmek isterseniz, işte tam o sırada başlangıç bilginizi bu internet sitesinden kazandığınızı hatırlayacaksınız.

Ve bu daha ileri düzey bir bilgi arayışındayken ilk bu internet sitesine bakmanıza neden olacaktır.

Bir başka örnek olarak da İngilizce bir araştırma yaptım. Burada da karşıma ilk çıkan site Hubspot oldu.

Her şeyi düşündükleri belli oluyor değil mi?

Ücretsiz blog iletisi hazırlama şablonları ve hatta bir okuma süresi tahmini sunuyorlar.

Bu ayrıntıların her ikisi de sayfaya gelen kişiyi övmek için yardımcı oluyor.

Sen de aynı şeyi yapmak istiyorsun.

Sonuç olarak istediğin son şey güzel bir SERP pozisyonu bulmanın ardından, bu pozisyonu çok yüksek oranda siteyi terk etme sayısı yüzünden kaybetmek olur.

Mükemmel bir içerik hazırlamak için paylaşmadan önce biraz daha zaman kullanabilirsin.

İçeriğin ne kadar harika olduğunu nasıl ölçersin?

Marka bilinirliği açısından, üst düzey ölçümlere dikkat edin. Bunlar arasında okuyucu sayısı, sayfanın görüntülenme sayısı, en iyi performans gösteren sayfalar, katılım oranı, sitedeki süre ve görüntülenen makaleler gibi şeyler bulunur.

Marka bilinirliği içerik pazarlama

Bu görseldeki ölçüm çubuğu, en iyi şeyleri araştırmanı sağlamakta çok önemli bir rol oynayacaktır.

Örneğin hangi blog yazılarının en iyi performansı gösterdiğini öğrenebilir ve bunlara kopyalamaya çalışabilirsin. Aynı zamanda hangi blog yazılarının çok kötü olduğunu ve neden böyle kötü gittiğini anlayabilirsin.

Yani işin asıl püf noktası kendi başarı ve başarısızlarını ne kadar çok ölçersen işe yarayacak bir içerik pazarlama stratejisi oluşturup bunu en iyiler arasına o kadar hızlı sokabilirsin.

SEO bunu yapabilmenin en iyi yollarından biri.

Ama tabii içerik üretimi çok geniş ve SEO sadece buz dağının görünen yüzü.

Örneğin sosyal medya içerikleri iyi bir farkındalık yaratmanın yollarından biri.

Sence neden olabilir? Belki de bunun neden insanların sosyal medyayı sıklıkla kullanmasıdır.

türkiyede sosyal medya kullanım oranları

Çoğu kişi hesaplarına her gün yada her hafta erişebildiğinden, kişilerin yazılarınızı görme şansı da yüksek olur.

Haftada saadece üç yada dört kez ileti yayınlaman durumunda dahi yayınladığın bu iletiler işe yarayacaktır.

İşte bu basit beceri senin yeni bir farkındalık yaratman konusunda çok yardımcı olacaktır.

İşte tam da bu yüzden Dove gibi büyük perakandeciler, marka bilinci yaymak ve izleyici çekmek için platformları kullanıyor.

Dove

Şunu unutma, insanlar senin iletilerini görmek ve senin ürünlerini satın almak için sosyal medya hesaplarına girmiyor(tabii pinterest hakkında konuşmuyorsak).

Bu sebepten ötürü çok da “ürünümü satıcam” kafasıyla girme bu tarz işlere. Böyle bir işe bu tarz bir düşünce tarzı iler girersen üzülebilirsin.

Aslında sen sadece insanları çok zorlamadan kendi markanı insanlara iletilerini sosyal medya yardımıyla yayınlayıp tanıttıktan sonra, kendi marka kimliğini güçlendirmek istiyorsun.

İnsanlar çoğunlukla sosyal medyaya eğlenmek için girerler, bunu sakın unutma.

İnsanlara bu eğlenceyi sunabilecek öğeler çıkar, insanlar gördükleri bu iletilerden, gördükleri bu içeriklerden mutluluk duyacaktır ve bu yüzden gelecekte bir ürün satın almak istediklerinde sen bu şekilde bir hamle yaparak akıllarında kaldıklarından dolayı, seni seçmeleri daha olası olacaktır.

Oreo sosyal medyayı bu şekilde kullanıyor, yani ulaşabildiği insan kitlesini genişletmek için eğlenceli içerikleri kullanan şirketler arasında yer alıyor.

Yeterince güçlü bir mesaja sahip olursan ve yeterince güçlü bir marka olabilirsen, bu tarz bir stratejiden dolayı biraz daha fazladan satış yapabilirsin.

OreoBaşka bir deyişle eğer sahip olduğun markanın ismini güçlü kılarsan ve insanlar senin kim olduğunu akıllarda kalıcı bir şekilde oluşturup unutmamalarını sağlarsan, senin kendi ürünlerinle ilgili konuşman insanların ilgisini daha fazla çekecektir.

İlk olarak ulaşmak istediğin kitlene onlara değer verdiğini kanıtlamalısın. İlk hedefin bu olmalı.

Eğer senin onlara ilgi gösterdiğini ve değer verdiğini fark edecek olurlarsa senin yaptığın indirimleri, hazırladığın fıtsatları ve ettiğin uygun teklifleri daha dikkatli bir şekilde dinleyeceklerdir.

Yani ilk olarak marka isminin tanınması durumuna odaklanman sonrasında satışlara odaklanman gerekir.

Ama sen bu konuda “Sadık bir izleyici kitlesi oluşturmaya harcayacağım onca zaman buna değecek mi?” diye düşünüyor olabilirsin.

Bu soruya cevap verebilmem için bir an önce B2B içerik pazarlamacıları arasındaki en iyi içerik pazarlama taktiğinin sosyal medya içeriği üretmek olduğu konusunda karar verebilmek için bir dakikanızı ayırın.

B2B içerik pazarlama tatikleri

Gördüğünüz gibi sosyal medya içerikler 1. sırada. Çünkü sosyal medya şu sıralarda inanılmaz derecede güçlü bir kanal.

Ve her bir pazarlamacı bunun farkına varmış durumda.

İşletmeniz için marka bilinci oluşturmaya başlamak istiyorsanız, enerjinizi SEO ve sosyal medya üzerine odaklayın.

İnsanlar ilk olarak sizi görecek, size güvenmeyi öğrenecek ve en önemlisi ileri dönemlerde muhtemel olarak sizden ürününüzü alacaklardır. Bu iş her zaman bu şekilde ilerler.

Dikkat Aşaması İçeriği

İnsanlar yaptığınız işin farkında olurlarsa sizden ürün satın alırlar.

En azından sen bunun böyle işlediğini hayal ediyorsun.

Fakat işler böyle ilerlemiyor.

Gerçekleri konuşacak olursak insanların seni duyması gerekiyor yani ilk olarak onlara sesini duyur! Bu konuda düşünmelerine izin vermen gerekiyor. Ardından bir ihtimalle senden ürününü satın alıyor.

İçerik pazarlaması, insanları işletmenizin varlığını insanlara sağlam bir biçimde kanıtlama konusunda dikkat çekici olması ile birlikte değerlendirme aşamasında olan insanlara yol göstermesi de oldukça dikkat çekici olmaktadır.

Ve her büyük pazarlamacı, istedikleri kitleye rehberlik ederken bunu yaptığı için insanların satın alma ihtimalinin normalden çok daha yüksek olacağını biliyor.

Bununla birlikte şunu da unutmamak gerekir, değerlendirme, düşünme aşamasında marka farkındalığı yaratmak için kullandığınız taktikleri kullanamazsınız, ya da kullanmamalısınız diyelim. Bunu unutmayın.

Özellikle bültene kaydedilen adet, sizi yeniden takip etmeye başlayan izleyicilerinizin sayısı, başvuru formu oluşturma ve verdiğiniz kaynakların indirilme sayolarına özellikle dikkat etmeniz gerekir.

Düşünme aşaması içeriği

Temel olarak anlık üstüne toplanacak olan ilginin ne kadar olasılıkla olabileceğini tahmin etmek veya ölçmek zorundasın.

Bunu yapmak için ilk olarak senin ürünlerine ilgili duyan o insanların ilgilerinin devamılı olmasını sağlayacak yeni bir içerikler oluşturmaya devam etmelisin.

E-kitaplar gibi içerikler, karar verme aşamasında veya düşünme aşamasında olan müşterilerin size bir güven duymaya başlamasın güzel bir rol oynama ihtimalleri oldukça yüksektir.

Düşünme aşaması içeriği e-kitaplar

Bir e-kitap müşterilerin düşünme-karar verme aşamasında nasıl bu kadar iyi bir iş çıkarabiliyor olmalarıyla ilgili bir fikriniz var mı?

İnsanlar ürünü senden almaya başlamadan önce ilk olarak sana güvenmeye başlamaları gerekir.

Sana güvenebilmeleri için sizin duruşunuzu ve genel olarak üstünde durduğunuz konuları o insanlara göstermelisiniz.Marka imajınızı hatta firmanızın ses tonunu bile bilebiliyor olmaları gerekir.

Siz ancak bunları yaptığınız zaman insanlar size güvenip güvenemeyeceğini düşünmeye başlayabilir.

Ve e-kitap insanlara dinleyecek, üstüne düşünülebilecek bir şey verir. Belli başlıklardaki duruşunuzu gösterebilir, şirketinizin ses tonunuzu ve hatta bilgi sunma şeklinizi bu kitabı inceleyen okurlara gösterebilirsiniz.

Mesela bilgi dediğimiz şey güvenilir mi, sağlam mı? Bunu bir kaynakça yada güvenilir bir şey göstererek sağlam olduğunu hissettirebilirsin. Eğer bu durumu böyle sağlam bir şekilde insanlara gösterebilirsen senin yaptığın işin güvenilir olduğuna inanılmaya başlanır.

Eğer verdiğiniz bilgi güvenilir bir şekilde hissedilmiyor ise onların sizin işinize karşı olan tutumları aynı şekilde, yani umursamaz bir şekilde kalmaya devam edecektir.

Bülten, alıcının yolculuğunun değerlendirme aşamasında güven oluşturmanın harika bir yolu olabilir.

Düşünme aşaması içeriği bülten

Tutarlı bir gazete veya bülten kullanmak, müşterilerin senin ile görüşmelerinin devam etmesi olasılığını arttırmaktadır.

Onlar belki daha satın alım için hazır olmayabilir, ama eğer sizin e-mail listeniz için kayıt oluşturdularsa, muhtemelen bu satın alım kararı için düşünme, değerlendirme aşamasında olmaları gerekir.

Değerlendirme aşamasında yani karar verme aşamasında olan müşterilerle iletişim halinde kalabiliyorsanız bu kişilerin fikrini değiştirme konusunda iyi bir şansa sahip olduğunuz anlamına gelir.

Bir gazete veya bir bülten bunu incelikle yapar.

İconiContent’ten başka bir e-posta yakalama örneği aşağıda verdim.

Düşünme aşaması içeriği iconiContent

Farklı girişimciler ve iş adamları, potansiyel müşterileriyle sürekli iletişim içinde kalmak için aktif olarak haber bültenlerini kullanıyor.

Bu yol işlerinin satın almaya hazır bir müşteri için akılda kalıcı bir hal alması durumuna yol gösteriyor.

Tabii ki, SEO’da değerlendirme aşamasında işe yarıyor.

Fakat bu farklı bir SEO türü.

Özellikle uzun kuyruklu ve belirli anahtar kelimeler, değerlendirme aşamasında olan kişilere kısa ve benzer olan kelimelere göre daha çok etki ediyor.

Bunu bir düşünün.Araştırma yaparken spesifik bir bilgi bulmak isterseniz sadece bir veya iki tane sözcük bu bilgiyi bulmanızı sağlar mı?

Tabii ki hayır. Spesifik bir şey bulmak istiyorsanız spesifik bir araştırma yapmanız gerekir.

Eğer bir firmanın bir ürününe fazlasıyla ilgi duyduysanız bunun ile ilgili “Satılık ayakkabılar” yerine “Adidas’tan satılık ayakkabı” gibi bir araştırma yapacaksınız.

Öyle değil mi? Bu yukarıda dediğim spesifik bilgi arayışında yaptığınız bir şeydir. Ulaşmak istediğiniz bilgi ne kadar ayrıntılı ise arama motoruna yazdığınız şey de bi o kadar ayrıntılı olmak zorundadır.

Bir de bu uzun kuyruklu anahtar kelimeler daha az rekabetçidir; bu onlar için yüksek bir sıralama şansına sahip olduğunuz anlamına gelir.

Düşünme aşaması içeriği uzun kuyruklu anahtar kelimeler

Değerlendirme aşaması için bir özet yapmak gerekirse, uzun kuyruklu SEO anahtar kelimelerine, bültenlere, gazetelere ve e-kitaplara odaklanmanız gerekir.

Bunlarla karar verme aşamasındaki insanları kendi araçları ile bırakmak yerine satın alma sürecine doğru giden bir yolda rehberlik edeceksiniz.

Sonuç olarak güven veren ve potansiyel müşterilerin işinizle olan ilişkilerini fazla satış yapmadan oluşturabilen bir içerik üreteceksiniz.

En azından bu insanlar satın alma sürecinin karar aşamasına gelinceye kadar sizin yaklaşımınız bu olmalı.

Karar Aşaması İçeriği

Bu benim açımdan satın alma sürecinin en güzel kısmı.

Yani insanların gerçekten ürününü satın almaya başladığı kısım.

İşinize zaten güvenmeye başlamışlar ve ürünlerinizin, işinizin neyi temsil ettiğinin farkındalar.

Şimdi itmek-çekmek, ya hep ya hiç, satmak yada satamamak zamanı!

Müşteri ya sizinle işbirliği yaparak ürününüzü alacak yada sonsuz bir belirsizliğin içine düşecek.

Burası fırsatlarınızın ana hattıdır, ortalama sipariş boyutunuzun, sipariş sıklığınızn ve satışlarınızın gerçekleştiği yer burasıdır.

Karar aşaması içeriği

Başka bir deyişle içerik pazarlama çabaların açısından dönüşüm ve optimizasyon zamanı diyebilirim.

Ve bu olduğundan daha uzun kuyruklu olan anahtar kelimeleri hedefleme isteğinizi arttıracak bir şey. Genel olarak konuşursak anahtar kelime ne kadar uzun olur ise sizden satın almak isteyenlerin ilgisini bi o kadar yine üstünüze çekeceksiniz.

Uzun kuyruklu anahtar kelime, marka adınızı da içeriyor ise, insanlar muhtemelen bu araştırmayı sizden özel bir şey satın almak için kullanmış ya da kullanacak demektir.

Sadece şu anahtar kelimeyi göz önünde bulundurun: “Bir e-ticaret mağzasını nasıl başlatırız?”(İngilizce kaynaklar daha iyi olduğundan dolayı araştırmayı ingilizce yaptım).

Ve ilk sonuç nereden geldi?

Shopify’dan.

shopify ecommerce

Shopify hakkında bir şey bilmiyorsanız eğer, siteye giriş yaptığınız zaman çevrimiçi mağzalarını kurmaya daha yeni başlayanların ve bu işin uzmanlarının çevrimiçi mağazalarını kurmalarına yardımcı olan bir e-ticaret platformu olduğunu sitede dolaşırsanız fark edeceksiniz.

Shopify bu aramada görülebilmek için elinden geleni ardına koymaz.

Bu anahtar kelimeyi aratan insanlar satın alım yolculuğunda bir adım atmaya hazır insanlardır.

Sadece o insanları sizin firmanızın bu konudaki en iyi sonucu teklif ettiğine ikna etmeniz gerekir.

Shopify web sitelerini ziyaret eden insanların onların bu alandaki en iyiler olduğuna ikna etme konusunda asla pes etmez.

Bu sonuca tıkladım ve bununla ilgili blog yazılarına göz attım.

shopify ecommerce blog

İlk fark ettiğim şey insanları satın alım hattına itmeyi denemek için içerik boyunca CTA’lara sahip olmaları.

İşte burada bu CTA’lara örnek olarak bir içeriğin ortasında bulunan bir web semineri.

shopify ecommerce blog CTA

Bundan sonrasında yine içeriğin ortasında ziyaretçileri 14 günlük deneme sürelerine hemen başlatmalarına teşvik eden bir tane daha var.

shopify deneme sürümü

Bu CTA sizce her türlü içerik için işe yarar mı?

Muhtemelen yaramaz.

Örneğin, satın alma yolculuğunun sadece farkındalık veya değerlendirme aşamasında olan insanlara hitap eden içerikte bu CTA’lar oldukça saldırgan duracaktır.

Fakat bu içerik ürünü satın almaya hazır olan insanlara hitap ettiği için CTA’lar bu durumda mükemmel işler.

Shopify ile aynı akoru vurmak isteyebilirsiniz, istemelisiniz.

Uzun kuyruklu, yüksek taahhütlü anahtar kelimeler sunan ve daha sonra bunu CTA’lar ile zenginleştiren bir içerik oluşturmak için bloğunuzu kullanabilirsiniz.

Unutma: bu insanlar satın almaya hazır. Satın almaları için onları birazcık itelemek yeterli olacaktır.

Bir indirim, ücretsiz deneme sürümü veya bunun için özel bir teklif sunmak bu konuda iyidir.

Ek İçerik Pazarlama Biçimleri

Artık içerik pazarlamasını neyin güçlü kıldığını ve müşterilerinizin farkındalıktan satın alıma doğru olan yolculuklarını planlamak için bunları nasıl kullanabileceğinizi anladığınıza göre, Artık bilmeniz gereken birka. Ek içerik türünde konuşmaya başlayabiliriz.

Bunlardan bazılarından kısaca bahsetmiştim, Ancak biraz daha derinlemesine bahsetmeye sonuna kadar değer.

Sosyal Medya

Sosyal medya muhtemel olarak içerik pazarlama konusunda dijital dünyada bulunan en güçlü içeriğe sahiptir.

Herhangi bir hedef pazardaki kitlesel insanlara ücretsiz olarak erişim sağlar.

Ve eğer reklam yayınlamaya karar verirseniz yüzünüzü nerede göstereceğinizi seçebilme imkanı verir.

Eğer sosyal medya reklamcılığı vagonuna atlarsanız artık yanlızlıktan çok uzaksınız demektir.

Pazarlamacılar sosyal medyanın gücünü keşfettiğinden beri sürüler halinde bu platformlara akın ederek ideal müşterilerine ulaşır ve bu müşterilere kendi ürünlerini satmaya çalışırlar.

Masum içecekleri yani “innocent drinks” sosya medyayı kendi yararına kullanan bir şirketin sadece bir örneği olarak gösterilebilir.

Özellikle marka imajlarını eğlenceli bir şekilde göstererek, eğlenceli bir işletme gibi gözükerek güçlenme hedeflerini sosyal medya kullanarak sağlıyorlar.

innocent drinks

Başka bir deyişle bu insanların satın almalarını beklemekten önce izleyicilerini eğlendiriyorlar.

Bunu neden yapıyor olabilirler?

Dikkatleri üstlerine çekmek için olabilir mi?

Acaba bu gerçekten güçlü bir pazarlama stratejisi olabilir mi?

Gerçekten işe yarıyor olabilir mi?

Kısa cevap evet, kesinlikle işe yarayan bir strateji.

Sebebi fazlasıyla basit. İnsanlar yanlızca bağlantı kurdukları işletmelerden ürün satın alır.

Ve genellikle kendilerini güldüren, ağlatan yada paylaştıran şirketleri tercih ederler.

İşte burada Innocent drinks’in insanlara tebessüm ettiren başka bir iletisi.

Innocent

Ve işte burada size kesilikle kahkaha attıracak başka bir örnek daha.

Innocent 3

Ama tabii ki Innocent drinks markası herkesin de bildiği gibi saçma bir marka. Onlar bu marka resimlerini böyle yapabilmek için çok fazla zaman harcadılar.

Ama neden olmasın?

Onlar sadece meyve suyu satıyor. Yani benim fikrimce onların insanları güldürmekten başka bir seçeneği yok. Sizce de öyle değil mi? Yine de oldukları kadar lüks olmayabilirlerdi gerçi.

Belki sen onların sattığına göre daha resmi olan bir ürün satabilirsin ya da kendine B2B pazarlamasında daha fazla yer açabilirsin.

Aynı zamanda sosyal medyayı kullanarak insanları eğlendirip kendi marka resmini kendin oluşturabilirsin.

Bana inanmakta zorluk mu çekiyorsun?

Staples’sen olan bu örneği ele alalım.

Staples

Staples müşterileriyle iyi bir vakit geçirebilmek için sosyal medyayı kullanıyor. Bu yüzden müşterilerinize sunduğunuz daha güzel bir tecrübe onların daha fazla para harcaması demektir.

İşte staples şirketinden (bu arada staples zımba teli demek :D) başka bir ileti.

 Staples 2

İşte son olarak burada da size fikir verebilecekleri başka bir ileti.

 Staples 3

Sizce burada neyden bahsetmeye çalışmışlar? Bu gönderiyi paylaştıkları gün dünya patronlar günüymüş, Patronunun iyi yanlarına denk gelmek için bu 6’lı paketi deneyebilirsin demişler.

Sosyal medya, markaların tanıtımında öne çıkıyor çünkü ilişkileri destekliyor.

Sizler doğal bir büyüme izleyebilir, trafiği çekebilir ve hatta satışları teşvik edebilirsiniz.

Kendi kitleni oluşturunca, oluşturduğunuz bu kitleye yaptığınız pazarlama çok daha basit ve ucuza denk gelmeye başlayacaktır.

Fakat unutmayın ki onlar sizi içeriğinizi beğendiklerinden dolayı takip ediyorlar, sizin ürünlerinizi beğendiklerinden dolayı değil.

Yani onları eğlendirmek için biraz daha fazladan vakit harcayın, ve onlar bunun karşılığını yeşil kağıtlarla, güzel paracıklarla vereceklerdir.

Canlı Video

Bir düşünün. Eğer kitlenizle Google Hangouts, Skype veya benzeri araçlarla iletişime geçmek yerine canlı yayınlanan bir video ile iletişime geçseydiniz ne olurdu?

Ah, bir dakika, bunu yapabilirsiniz.

Buna canlı yayın deniyor.

Facebook ve akıllı telefonlara teşekkür etmek gerek, canlı yayın açmak şu zamanlarda her zamankinden çok daha basit bir hal aldı.

Ve size canlı bir içerik pazarlamanın ne kadar güçlü olduğunu söylemek zorunda hissetmiyorum kendimi. Nedeni bilinmez, insanlar video içeriklerini fazlasıyla seviyor. Onları diğerlerine göre daha iyi hatırlıyorlar, ve hatta bu tarz içeriklere daha çok bağlanıyorlar.

Belki de bunun nedeni videoların daha şeffaf olmasıdır. Ya da daha görsele dayalı olmalarındandır. Ya da belki insanlar başka insanların yüzünü görmeyi daha çok seviyordur.

Her ne olursa olsun insanlar video seviyor ve sen bunu bir avantaj olarak kullanabilirsin.

İnsanların %80’i geçmiş ayda gördükleri videoları tamamen hatırlayabiliyorlar.

Ancak video içeriğini seven sadece tüketiciler değil.

Tüketiciler bunu sevdiği zamandan beri pazarlamacılar da bunu daha da çok sevmeye başladı.

Özelikle pazarlamacıların %52’si video içeriğininin en iyi yatırım getirisine sahip içerik türü olarak adlandırır.

Eğer bu da seni ikna etmeye yetmediyse, seni neyin ikna edebileceğini bilemiyorum.

Herkes ilgi uyandıran bir videoyu izlemeyi sever ve bir pazarlamacı olarak söylüyorum, doğrusu bu yöntem sizde milyonlar kazandırabilir.

Ama video içeriğinden daha güçlü bir şey daha var.

Canlı video.

Ortalama olarak izleyiciler canlı videoları geleneksel videoları izlediklerinden 3 kat daha fazla izliyorlar.

facebook Canlı video istatistikleri

Resimde de görüşdüğü gibi facebook videoları günde toplamda 8 milyar görüntülenme alıyor, insanlar canlı videoları öncesinden kaydedilmiş videolara nazaran 3 kat daha uzun süre izliyor,

Facebook 2015’ten 2016 yılına kadar %700 gibi bir izlenim sayısında artış görülüyor ve son olarak facebook video içerikleri normal resimli içeriklere nazaran %135 daha doğal yollarla izleniyor.

Bunun sebebi, insanların canlı videoda bulunan kişinin daha şeffaf olmasını sevdiğinden ötürü canlı videoları izlemeyi seviyor olmalarıdır.

Canlı videoda bulunan kişiler hata yapabilir ve bu yapılan hatalar videodan kesilemez, işte bu videoda bulunan kişinin aslında nasıl birisi olduğunu izleyicilere görme imkanı veriyor.

Bu aslında müşterilerin aradığı dürüstlüğü ve şeffaflığı onlara veriyor.

Ve siz bunların hepsini canlı video ile onlara verebilirsin.

Sadece tek bir içerik ile istenilen her şeyi verme şansın bulunuyor. Bunu kullanmalısın!

Canlı video bu zamanlarda o kadar popüler ve etkili bir hale geldi ki, Facebook bunu temel içerik türü olarak kabul etmiş durumda. Ve bunu geliştirmeye çalışıyor.

Facebook canlı yayın

Ve bunları yapmaya çalışan şirketlerin arasında instagram da var.

instagram canlı yayın

Kitlenizle güçlü bir ilişki kurmak istiyorsanız haftalık canlı videolar yayınlamayı bir düşünün.

Bunları her hafta aynı saatte yapın, bu sayede insanlar hangi gün hangi saatte sosyal medyalara girip sizi izlemeye başlayacaklarını bilsinler.

Bu yolu kullanarak bundan sonra bu yolda yalnız kalmayacaksınız.

Ücretli Reklamcılık

İçerik pazarlaması, öncelikli gelen bir pazarlama taktiğidir.

Ama çokça bulunan pazarlama taktikleri arasında gelenler ve gidenler arasında ince, belli belirsiz bir çizgi bulunmaktadır.

Bunun nedeni hala içerik yaratabiliyor olmanız ve bu içeriği reklamlar üzerinden yürütebilecek olmanızdır.

Grant Cardone tarfından yapılan bu reklam hakkında bir düşünün, burada kendi iş sertifikalarını ve iş sınıflarını pazarlamakta.

Grant Cardone content marketing

Burada şirket isminin altında sponsored yani sponsorlu yazısını görebilirsiniz.

Bu yazı bu şirketin bu reklamı verebilmek için Facebook’a para verdiği anlamına geliyor.

Düzgün bir görsel, güzel bir içeriğe sahip yazı, ve çözülen sorunların belirtilmesi verilen bu reklamın, reklamı vermiş olan şirket için kar etmek anlamına geldiğini açıkça gösteriyor.

Basit bir dille bu sadece kaliteli bir parça içerik ile para elde etmek anlamına geliyor.

Burada gelen içerik giden pazarlama ile buluşuyor.

Ve bu insanları sizin web sitenize dikkat kesilmelerini sağlamak için kesinlikle çok güzel bir yol.

Şimdi siz “neden bunun gibi bir şey yapayım” diye düşünüyor olabilirsiniz(özellikle içeriği bedavadan dağıtıyorsanız).

Size karşılığında ödeme yapmayacak olan insanları web sitenize yönlendirmek için neden para ödeyesiniz?

Cevap oldukça basit.

Küçük bir kitleyle başlamış yeni bir işletmeyseniz, içeriğinizin daha dikkat çekici bir kısmı ile reklam yayınlayarak izleyici kitlenizi büyütmeyi hızlandırmanız gerekebilir.

Bir kitlenin doğal yollarla büyümesini beklemek istemiyorsanız ücretli reklamlar ile insanları içeriğinize yönlendirebilirsiniz.

İşte bunu yapan Shopify’dan başka bir örnek.

Shopify içerik pazarlama

Tabii ki Facebook bu içerik pazarlama stratejisini kullanabileceğiniz tek yer değil.

Aynı şeyleri AdWords aracını kullanarak da yapabilmeniz mümkün.

İnsanları açılış sayfasından ziyade gerçek ve yararlı bir içeriğe yönlendiren bu reklamı bir düşünün.

AdWords içerik pazarlama

Tabii ki aynı zamanda insanları sadece bebek giysileri reklamlarının yaptığı gibi ana sayfanıza da yönlendirebilirsiniz.

İnstagramdaki reklamlar da aynı şeyi yapıyor.

içerik pazarlaması stratejileri

Ancak bunu yapmaya çalışırsanız bunların tümü içerik yaratmayı gerektirir.

Bir reklam bile, üstüne düşünecek olursak, bir parça içerik olduğunu söyleyebiliriz.

Bu yüzden eğer işinizin ilk günlerindeyseniz paralı reklamlar potansiyel müşterileri size yönlendirmeyi ve satış yapmayı arttırmak için gerçekten güzel bir yol olur.

İlk günler en zor günlerdir. Fakat ücretli reklamcılık sayesinde öyle olmak zorunda değildir!

Birkaç ekstra ipucu ve püf noktası

Tonlarca çevrimiçi ve çevrimdışı içerik pazarlama örneklerine girmeden önce size içerik pazarlama stratejiniz ile ilgili birkaç önemli tavsiye vereceğim.

İçerik pazarlama ile ilgili bilmeniz gereken şeylerden biri neden bu kadar güçlü olduğu ve hatta nasıl yapılacağıdır. Tüm bilgilerin nasıl uygulanacağını bilmek gerçekten başka bir şey.

Size verebileceğim ilk ipucu analitiklerinize her zaman dikkat etmeniz gerektiğidir.

Mevcut içeriğinizin nasıl performans gösterdiğini bilmiyorsanız, hataların önüne geçemez ve neyin iyi çalıştığına dair bir fikir sahibi olamazsınız.

Bu durumda Google Analytics’i kullanın.

Google Analytics içerik pazarlaması

Bu araç size gerekli tüm bilgileri verecektir.

İkinci ipucu birincisi ile oldukça alakalı.

Eğer içeriğinizin nasıl bir performans sergilediğini biliyorsanız bunun ile ilgili testler yapın.

Özellikle oldukça güçlü olan A/B testlerini kullanın.

A/B testi, bir faktör dışında aynı olan iki içerik parçasını test etmenin bir yoludur.

Yada bir kopyası da diyebiliriz. Belki CTA’dır, belki de ünvandır.

Durum ne olursa olsun A/B testi incelemek istediğiniz test dışındaki tüm faktörleri ortadan kaldırarak bu testte daha doğru sonuçlar verir.

İçerik planlama stratejinizi yinelemek ihtiyacınız olan bilgileri toplamanın en iyi yollarından biridir.

Başka bir tavsiye ise içerik takviminizi her zaman tutmanız gerektiğidir. İçerik pazarlayıcıları ve içerik üreticileri herkesin de bildiği gibi organize kişiler değildir.

Fakat buna genelden bakacak olursak bu sizin tutarlılığınızı ve efektifliğinizi kötü bir biçimde etkiler.

CoSchedule gibi araçları kullanarak içerik takviminizi belirli bir alanda toplayabilirsiniz.

CoSchedule içerik takvimi

Organize edilmiş bir içerik takvimi ile size yardımcı olabilecek analitikleri, ya da A/B teti yapmak gibi sizin pazarlama eylemlerinizin daha yüksek bir şansla başarıya ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Sonuçta eğer daha uygun bir fiyatlı içerik pazarlama için zaman harcayacak olursanız bunun çoğunu kendi kendinize yapmanız gerekecek demektir.

Bunu yapmanıza yardımcı olmak için şimdi kendi stratejinize ilham verecek 10’dan fazla çevrimdışı ve çevrimiçi içerik pazarlaması örneğine bakacağız.

Haydi başlayalım.

Çevrimdışı

Bu günlerde çizgi roman endüstrisi daha fazla iş yapıyor, fakat bu demek değil ki markalar bütün çevrim dışı kanallar ile hikaye anlatmıyor.

Ancak onlardan öğrendiğimiz derslerin hepsini bir şekilde başka bir şeye çevirebiliriz.

Sizinle geçmişteki üç içerik pazarlama örneğine doğru bir yolculuğa çıkacağız ve ardından bunların modern dünyadaki karşılıklarına bakacağız.

  • Çevrimdışı örnek – Çizgi romanlar ve bloglar

Stan Lee ve tayfası bildiğimiz Marvel’ı 1960 yıllarında yarattı. Onlar ellerinden gelen en iyi hikayeleri anlatmaya çalıştı, ve bunu görsel içeriklerle ve muhteşem hikayelerle kombine etti.

Bu tayfanın ilk çizgi romanı istikrarlı bir şekilde aylık milyonlarca kopya sattı.

Marvel hala çizgi roman alanında liderliğini sürdürmekte ve sadece yaklaşık %34’lük çılgın bir Pazar payına sahip olmakla kalmamakta, aynı zamanda sayısız spesifik çizgi roman sorunları da bulunmakta.

Marvel

Hatta çizgi roman endüstrisi 2016 yılında bir milyar dolar kazanmış olsa dahi, bu kitapları etraflarındaki kitaplarla ilgili olan mal satışlarıyla karşılaştırılırsa kesinlikle zarar ediyorlar.

Aynı yıl tüketiciler sadece DC çizgi roman ürünleri için dört buçuk milyar dolar harcadılar. Fakat DC Comics şirketi Marvel kadar büyük değil idi.

Yine de: Kupa, Plastik figür ve Tişört satmaktan dört buçuk milyar dolar kazandılar!

Bu sayı, filmlerimden veya tema parkı giriş ücretlerinden elde ettikleri gelirden hiçbir şeyi içermiyor. Bu sayı sadece mallardan elde ettikleri.

Akıllara durgunluk veriyor değil mi?

Bunun anlamı:

  • Sadece iyi bir hikaye anlatımı = bir miktar para
  • Ancak iyi bir hikaye anlatımı + Harika ürünler = Çok fazla para!

Dc Comics’in davasında hikayeleri aslında bir üründü, ve bunun ardından da başka ürünler geldi. Ve hedef kitleleri gelenlerin hepsini yedi bitirdi!

Bu günlerde bile hikaye hala daha üründen daha önce gelmekte.

Şimdiye kadar harika ürünler yapabileceğiniz harika öyküler anlatmanın en kolay yolu blog gönderileridir muhtemelen.

Artık çizgi roman çıkarmak için sanatçılara, ressamlara ve matbaalara ihtiyacınız yok.

Esprili hikayeler çizme veya yaratma konusunda yetenekliysen, diğer kısmı beş dolar gibi cüzi bir dış kaynağı kullanarak her ay yüz binlerce okuru çeken yüksek kalitede olan bir içerik yaratabilirsin.

Tek yapman her gün bununla ilgili bir şey yapmak!

Çizgi romanların etrafından toplanmış olan haberler çizgi romanlar kadar değerli!

Fakat unutmayın ki çıkaracağınız içerik hedef kitleniz için değerli ve uygun olmalı.

Bu Excedrin gibi markanın baş ağrısı ilaçları için ürettikleri içerik pazarlama stratejilerinin büyük başarısını kutlamasının asıl nedenlerinden biridir.

Excedrin

Onların migren bloğunda Exedrin, bütün migren hastalarına yardımcı tavsiyeler vermekte, problemin ana kaynağını takip etmek için bedava yazılım desteği veriyorlar, ve sadık müşterilerine yada izleyicilerine kuponlar verirler.

Bu şekildeki bir pazarlama stratejisi sadece büyük markalar için değildir. Bireysel çalışan kişiler de bunun gibi bir strateji ile büyük bir kitle yaratabilir.

James Altucher bunun için muazzam bir örnek.

Beş yıl boyunca her hafta blog yazıları yazdıktan ve hikayeler anlattıktan sonra, bloğunda yayınladığı iletiler düzenli şekilde defalarca insan tarafından sosyal medya hesaplarında paylaşılmaya başlandı.

James Altucher

Zamanla kendisini takip eden kocaman bir kitle yarattı kitaplarını veya bilgi içeren ürünlerini satmak için gerekli olan tek şey 200.000 kişilik e-posta listesine bir e-posta.

Bir blog yazarı olmak için neredeyse hiç para vermenize gerek yok, ve bu aynı zamanda anlatacağınız hikayelerinizin iyi olup olmadığını test etmeniz için gerekli. Bu bloğu aynı zamanda kitlenize yardımcı olabilecek tavsiyeler vermek için bir kanal, bir araç olarak kullanabilirsiniz.

Bir şey satmaya başlamadan öncesinde bundan daha fazla, daha iyi ne yapabilirsiniz ki? Satış işlemlerine başlamadan kendinize sağdık bir kitle oluşturmuş olacaksınız.

Bunun sonucu şu şekilde olacak: siz ürünlerinizi satmaya başladıktan sonra bu ürünleri satın almak için istekli olan uzun vadeli arkadaşlarınız olacak.

Çevrimdışı örnek 2 – Dizi ve Filmlerden Netflixe

Bazı dizilere beyaz dizi denir. Beyaz dizinin ingilizce karşılığının “Soap Operas” yani sabun operaları olduğunu biliyor musunuz?

Bunlara neden böyle dendiğini biliyor musunuz?

İlk beyaz dizi 1930 yılında yayınlanmaya başlandı. İsmi “Painted Dreams” yani çizilmiş dünyalar idi ve bu

dizi radyoda haftanın beş günü sabahları ve akşamüstleri yayınlanıyordu.

Hedef kitlesi ev kadınları idi.

Her bölümün sonu sıklıkla açık uçlu bir biçimde bırakılıyor, ve genellikle operalarda kullanıldığı gibi çok dramatik elementler kullanılıyordu.

Ev hanımları bu showu dinlerken genellikle evlerini temizliyor oluyorlardı. E tabi bundan ötürü reklam endüstrisi bu durumun avantajını ele alma gemisine atlayıverdiler.

Tahmin edin ne reklamı veriyorlardı?

Doğru bildiniz: şovun aralarında sabun reklamları yayınlıyorlardı.

soap

Yani bu şovda genellikle sabun reklamı yapıldığından ve şovun sadece sesten ibaret olmasından dolayı bunlara o dönemlerde sabun operaso denmiştir.

Müşteriler dinledikleri hikayeye daha çok bağlandıklarından ötürü, hikayeler ürünleri sattırmayı başardı diyebiliriz.

Peki ya bu gün hakkında düşünürsek?

Bu beyaz dizilere benzer bir şey görebiliyor musunuz bu günlerde?

Drama filmleri vs ile ilgili bir şey.

Netflix’e benzemiyor mu?

Yaklaşık 100 milyon abone ile, yayın servisleri 2017 yılında yaklaşık 11 milyar gelir elde etti.

Birkaç yıl öncesinde ise netflix kendi orijinal serilerini, dizilerini çıkarmaya başladı. Bunlara House Of Cards ve Daredevil dizileri örnek gösterilebilir.

Tüm dünyadan olan insanlara sadece güzel olan televizyon şovlarını getirip izletmek yerine bu şirket kendi hikayelerini anlatmaya başlayarak kendi markaları için ilk birkaç yılda çok büyük bir farkındalık yaratıp inanılmaz hılı bir şekilde yayılmayı başardılar.

Netflix Daredevil dizini finansal yönden tek destekçisi olarak üretiyor. Aişin garibi bunun bir Marvel klasiği olması.

İçerik pazarlama tekerleğinin dönmeye devam ettiğini görünüz mü?

Çevrimdışı örnek 3 – Sinsi reklamcılığın püf noktalarından viral reklamlara

Hasbro çizgi romanı olan G.I. Joe’yu yayınladığı ilk sıralarda bir ikilem ile karşılaştı.

Onlar kendi reklamlarını yapmak ve kendi aksiyon figürlerini, çizgi romanlarını tanıtmak için o dönemde yeni bir konsept olan televizyon reklamcılığına yöneldi.

Ancak, televizyon düzenlemeleri, oyuncak reklamlarının oyuncakları göstermek zorunda olduğunu ve çocukların oyuncaklarının daha fazlasını yapabileceklerini düşünmeleri konusunda yanıltmamak için sadece 10 saniyeye kadar olacak şekilde bir animasyon içerebileceğini belirtti.

Bu sorunu aşmak için ürüne değil hikayeye odaklanmaya karar verdiler. Oyuncakları tamamen çıkardılar ve çizgi roman dizilerini yeni yeni tanıtmaya başladılar.

Daha önce giç bir televizyon reklamı yanlızca çizgi roman tanıtımı yapmamıştı ve kuralları yıkmaları sayesinde Hasbro kendi hareketli materyellerini(o dönem için çok büyüj bir olay) tam 30 saniye boyunca gösterebilme imkanı buldu.

Orijinal reklamları YouTube’a kadar gelebildi!

Fakat o zamanlarda televizyon reklamları tek başlarına yeterince iş yapıyorlardı. Televizyon reklamları günümüz reklamcılık anlayışı gözünden bakılırsa akvaryumda bulunan sınırlı sayıdaki balıkları bir olta ile tutmaya çalışmaya benzer.

Televizyonda dikkatimizi çeken şeyler sadece SuperBowl için yapılan viral reklamlar.

Super Bowl’un reklamları sadece milyonlarca izleyicileri cezbetmekle kalmadı, aynı zamanda yüz binlerce görüntüleme toplayan ve bir o kadar da sosyal medyada paylaşılan bir şey oldu. YouTube’da da bir o kadar önemli bir video haline geldi.

2017 yılında YouTube reklamlarının liderlik tablosunda ilk 10 da bulunuyordu.

İşte en iyi bölümüde geliyor: öyle olmaya devam da edecek :D .Super Bowl reklamlarını hazırlayan şirket yıllar boyunca görülebilecek çevrimiçi bir marka olarak varlığını devamlılığını sürdürecektir.

Müşterileri mutludur, çünkü kendilerini eğlendirmek için buna saatler harcayabilirler, Kia da mutludur çünkü yöneticileri uyurken bu durum hedef kitle ile arasındaki ilişkiyi beslemeye devam eder.

Çevrimiçi

Yani çevrimdışı bunlardan ötürü çevrimiçi yöne yada başka bir yöne çevrilir. Fakat içerik pazarlama konusu başından beri sadece interwebler hakkında olmadı mı?

Evet aynen öyle oldu.

Bu konuda markalar çok büyük işler yapıyorlar, ve bağzıları bu yaptığı işler ile çok büyük başarılara imza atabiliyor.

İşte bu yüzden artık içerik pazarlama ile ilgili ortaya çıkan en iyi örneklere bakmanın zamanı geldi.

 Çevrimiçi Örnek 1 – Şimdiye Kadarki İlk Viral Video

2005 yılında Google video hala Google Video iken insanlar videoları indirip çevrimdışı bir biçimde izlemeye alışmışlardı.

Bir IT(Bilişim Teknolojileri) şirketi olan LiveVault, hedef kitlesi olan bilişim uzmanlarına ulaşabilmek için ön plana çıkabilecek eğlenceli bir video çekmeye karar verdi, ve bunun için iki bağımsız içerik pazarlamacısı tuttu.

Sonuç olarak bir şirket için yapılan disk tabanlı bilgi yedekleme sistemi pek de seksi gözükmüyordu, bu yüzden işin içine bir miktar tebessüm, bir miktar kahkaha katmaya karar verdiler.

Ünlü oyuncu ve komedyen olan John Cleese, bu müşterileri kazandıklarından emin olmuştu.

Cleese, “Yedekleme Travması” denilen kurgusal bir hastalığın sebep olabileceği şeyleri anlatan ve bunun ardından videonun sonuna doğru firma ile ilgili araştırma yapabilecekleri, firmanın ürünlerini ve servislerini görebilecekleri yani bir nevi firmayı istedikleri gibi keşfedebilmeye devam edecekleri butonları bu videonun sonuna koymayı ihmal etmedi.

Bu bakımdan mükemmel bir içerik denebilirdi. Çünkü bu içerik hem eğlenceli hem de interaktifti, aynı zamanda şirketin servislerini övmeye devam ediyordu.

İnternet kullanıcıları bu video yayınlandıktan sonra birkaç ay içinde 300,000 kez videoyu indirmişlerdi, unutmayın bu olay tam olarak 12 yıl önce oldu!

Tabii ki bu sıralarda insanlar günlük olarak bir sürü video paylaşıyorlar, bundan ötürü viral video yapmak ta giderek zorlaşmaya başladı. Fakat yüksek kalitede bir video içeriği oluşturmanız takdirde, hala daha bu konuda şansınız var!

Çevrimiçi Örnek 2 – Kod nedir?

“Kod Nedir” Haziran 2015 yılında Bloomberg’in iş haftası etkinliğinde yayınlanış olan bir makaledir.

Buna başka bir isim versek yanlış olmaz bence. Buna makale demek doğru olmaz.

Bu bir kitaptı.

Bu şimdiye kadar yayınladıkları en uzun makale idi. Tamı tamına 38.000 kelime!

Oysa onlar bunu bir kitap yada dergi olarak yayınlamadı, ve bunu herhangi bir gazete gibi bir kanala da koymadı.

Onlar bunu bedavaya internet üzerinden yayınladı.

Animasyonlu grafikler, istatistikler, notlar, bölümler vs gibi her türlü güzel şeyi içeriyordu bu makale.

lets begin

Sonuç olarak ne oldu dersin? 127,000 insan bunu sosyal medya hesaplarında paylaştı.

Bu tam olarak Bloomberg şirketini bilen 127,000 veya daha fazla insan demek!

Bloomberg

Okuyucular bunun gibi makaleleri daha fazla okumak için geri döneceklerdir, ve bir gün bu okuyucular dergi aboneliğinizi satın alarak müşteriniz olacaklardır.

Bunu bedava olarak yayınlamaları sence onlara zarar verdi mi?

Bundan fazlasıyla şüpheliyim.

 Profesyonel tavsiyesi: Kesinlikle Bloomberg’in yaptığı gibi çılgınca bir yol izlemek zorunda değilsiniz.

Buradan, 7000 kelimeden oluşan aynı anda birkaç şeyi yapmayı bırakıp asıl önemli olan şeylere dikkat ederseniz elde edebileceğiniz verimin bir kılavuzuna bakın.

Blacklinko şirketinde çalışsan Brian Dean’in de söylediği gibi, bu bir genişletilmiş liste yayınlarının bir örneği.

Bahsettiği o çok uzun liste yayınlarını, iletilerini biliyorsunuz değil mi? Örnek olarak Boost Blog Traffic tarafından yayınlanan “Alış-verişi yönlendirebilecek 77 yol” adlı kitaba buradan bakabilirsiniz. https://smartblogger.com/traffic-resources/

Elimizdeki gereçlerin hepsini listelemek yerine listemizde bulunan bağzı noktalara detaylı bir açıklama eklemek sizin iletinizi diğerlerine nazaran çok daha değerli kılacaktır.

Brian bu konuda bir usta!

Çevrimiçi Örnek 3 – İnfografikler

Benim infografiklere olan büyük hayranlığımı sen zaten anlamışsındır. Kissmetrics’te bu güne kadar 60’ın üzerinde infografik yayınladık.

İnfografikler değerli bilgilerin bir araya getirilip özetlendiği ve açık bir dil ile sunulduğu zarif bir yöntemdir.

Hatılayın, sağlam bir içerik pazarlama stratejisi sadece yazılan içerik ile alakalı değildir. Aynı zamanda görsel içerik, işitsel içerik ve daha bir sürü içerik şekli de bulunur.

Fakat sizce bir blog yazısı ne zaman muhtemel olarak bir çeşit görsel içeriğe dönüştürülebilir? İnfografikler ile tabii ki, infografikler sadece açıklaması kelimeler ile oldukça güç olacak bir başlığı alıp bunu resimler ile anlatıyor.

Tıklama oranları konusunda E-maillerin Twitter ve Facebook gibi ünlü sosyal medya mecralarına nazaran ne kadar üstün olduğunu aşağıda gösterilmiş olan resim ile çok daha basit anlayabilirsiniz mesela.

Değil mi ? Bunun için bir örnek vermekle kalmamış, bir bira ile de 2. Örneği vermiş.

Çevrimiçi örnek # 3 - Infographics

Bunlar genellikle çok fazla paylaşılır. Ve referans bölümü, bağlantı kurmak isteyeceğiniz kişileri etkileyici unsurlara yöneltmek için harika bir yoldur.

Bunlar genellikle kendi kitleleri ile bloglarından veya sosyal medya hesaplarından paylaşılmaktan mutlu olunan şeylerdir.

Ayrıca eğer sizin kitlenizde gelecekte bu sorular, bu başlıklar ile karşılaşacak olanlar var ise sizce bununla ilgili akıllarına ilk ne gelecektir?

Tabii ki akıllarına ilk siz geleceksiniz ve size döneceklerdir.

“ E-mail infografikleri yayınlayan adama tekrardan bakayım. Belki onda bunun ile ilgili bir şey de vardır.”

Bu tam olarak senin istediğin şey!

Çevrimiçi örnek 4 – Dijital Ses Dosyaları (Podcasts)

Podcast’ler 21. Yüzyılın radyolarıdır, ve bunlar çok güçlü olan içerik pazarlama araçlarından biridir. Daha az reklam yapar fakat daha çok önem içerir.

Bu dönemde dinlediğimiz çoğu podcast’in bir sponsoru veya başında ya da sonunda tanıttığı bir şirketin bir ürünü vardır. Bu kadar.

İnsan bunu idollarının yada kahramanlarının(yani konuşan kişinin) ilgi duydukları konu hakkında konuşmaları sayesinde seviyorlar.

Pat Flynn’in Ramit Sethi’nin röportajını yapmasını dinlerken ikisi ile olan ilişkimi daha da derinleştiriyordum. Onları daha iyi tanımaya başlıyordum ve aynı zamanda bana yardım ediyorlardı. Gelecekte daha ileri bir tavsiye için onlara geri dönmekten mutlu olurum doğrusu.

Bazen bu tarz tavsiyeler için para bile verebilirim, sorun olmaz.

Eğer kişiler ile yapılan röportajlar size zaman kaybı gibi geliyorsa bu düşünce daha da yanlış olamazdı derim. John Lee Dumas, Entrepreneur on Fire markasının kurucusu ve yöneticisi, bu en iyi örnekler arasında gösterilebilir.

O sadece her gün bir girişimci ile röportaj yapıp bunu basında yayınlanmasını sağlıyordu. Bu yaklaşım ile John Lee kısa sürede bu tarz kayıtlarla dolu kocaman bir mahzen oluşturdu ve bu beraberinde ona başarı da getirdi.

Aylık raporlarından gelen gelirine bir göz atın!

John Lee Dumas, Entrepreneur on Fire markası

Sadece bir mikrofon alarak ve girişimciler ile Skype gibi araçlar yardımıyla konuşarak yapılan multi milyon dolarlık bir iş.

Çok ta kötü değil, değil mi?

Çevrimiçi örnek 5 – Klavuzlar ve E-kitaplar

Gelin beraber bir senaryo üstüne düşünelim.

Birkaç insanın yaptığı gibi sen gittin ve çevrimiçi işin için bir ürün oluşturmuş bulundun.

Bu ürünü satmak için yeni sayfalar hazırladın ve bu sayfaları etrafa yolladın. Fakat hiç satın alım olmadı.

Bunda bir şey eksik gibi durduğunu düşünüyorsun. Ve ardından kafana dank ediyor.

Senin copywriting dediğimiz metin yazarlığını öğrenmen gerekiyor!

Aslında bu basit gibi değil mi? Sadece Google’a girer ve bunun ile ilgili araştırma yaparsın heralde.

Kurguladığımız senaryoda olduğu gibi bende birkaç yıl öncesinde Google’da “Metin yazarlığı yapmayı öğrenme” gibi bir arama yapmıştım.

Bu aramayı yapınca wmaraci.com isimli bir internet sitesi karşıma çıktı.

Tabii ki ben bu linke tıkladım. Şimdi siteye giriş yaptığımda gördüğüm şeyi söylemeden öncesinde sandalyenize sıkı tutunun, düşebilirsiniz.

İşte bu resimde wmaraci.com sitesinin ne yaptığını görebilirsiniz.

Yüzlerce metin yazarlığı hakkında PDF dosyası yada blog iletisi var ve paralı değil.

Ve bunlar tamamen bedava! Akıl alır gibi değil!

Bu klavuzu kullanarak metin yazarlığını bir hafta içinde rahatlıkla öğrenebilirsin. Eğer bu kursları aldıktan sonra daha fazlasına ihtiyaç duyacak olursan muhtemelen wmaraci.com senin ilk durağın olacaktır.

Çevrimiçi Örnek 7 – Red Bull Stratos

İşte bu akılda kalıcı bir şey. Bu aynı Red Bull’un kendi küçük Super Bowl’unu yaratmış olması gibi bişey.

14 Ekim 2012 yılında Avusturyalı bir hava dalışçısı olan Felix Baumgartner Stratosferde dolaşan bir sıcak hava balonundan aşağı atladı. Basitçe bu adamın uzaydan Dünya’ya atladığı söylenebilir.

24 mil boyunca ortalama saatte 843 mil hızında düştü. Match 1’i kırmakla beraber Üç dünya rekoru kırdı.( Match, hareket halindeki bir kütlenin hızının, kütlenin bulunduğu şartlardaki ses hızına oranıdır.). Match 1’i hiçbir araç kullanmaksızın kırmış olan ilk insan, şu ana kadar yapılmış en yüksek balon yolculuğu ve en yüksek atlayış rekorlarını kırdı.

Bunu daha önce hiçbir kimse yapmamıştı.

Vee böyle bir etkinliğin sponsoru kimdi dersiniz? Red Bull idi.

Bir tarih yazdılar ve bunu pazarladılar.

Bu etkinliğe medyada ve sosyal medyada çok büyük bir ilgi uyandırmış ve aktivite yaratmıştı, Aynı zamanda Guinness Book of World Records yani Guinness rekorlar kitabına girmeye hak kazanmıştı.

Bu tamamen heyecan uyandıran ve insanları üstüne çeken bir belirsizlikten ibaret idi. İzleyiciler için bu en iyi eğlence idi. Söylemeye gerek yok, bu Red Bull’un turnayı gözünden vurduğu anlamına geliyordu.

Çevrimiçi örnek 7 – GoPro Sponsorluğu

 “Hey bir sonraki büyük dalgada sörf yaparken bu adrenalini filme almak ister misin? İşte bunu yapabilmen için mükemmel bir kamera bu!”

GoPro sporun bulunduğu her yerde, yani bir nevi her tarafımızda.

Kendi ürünleri görsel bir içerik yaratmak için bir yol olduğundan dolayı, bunu pazarlamanın en iyi yolunun ürünlerinin ne yaptığını ve yaptığı şeyi ne kadar iyi yaptığını insanlara göstermek olduğunu sonucuna vardılar.

Buradan itibaren her türlü etkinliğe, atlete, veya artiste sponsor olmaya başladılar. Sörfçüler, bisiklet yarışçıları ve hatta Rubik küp çözenlere bile sponsor oluyorlar.

Onların pazarlama stratejileri ürettikleri kameraları insanlara verip bununla istedikleri şeyleri yapmalarına izin vermeleri.

Zaten ürünleri işin geri kalanını kendi kendine hallediyor.

Kendi kendini pazarlayabilen bir ürün diyebiliriz buna.

Bundan sonra yapmaları gereken birkaç şey kalıyor.

Kameralarını verdikleri insanlardan çekilen videoları almak ve bu videolara havalı müzikler koyarak milyonlarca görüntülenme, izlenme yakalayabiliyorlar!

GoPro sponsorluğu

Bu videoyu kaç defa izlediğimi gerçekten bilemiyorum.

Ama tahmin edin bakalım, arkadaşlarımla Meksika’ya gitmeden önce bu tatil için aldığım kameranın markası neydi 😊

Çevrimiçi Örnek 8 – Sosyal Medya Kampanyaları

Bir sosyal medya kampanyası yürütüyorsanız bu kampanyanın iyi gidebilmesi için gerekli olan en önemli kısım platformun içeriğine saygı duyup kampanyayı buna göre hazırlamanızdır.

Twitter’da 10 tane art arda tweet atamazsın, insanlar bunların hepsini göremez.

Eğer belirlediğin bir sosyal medya mecrasında elinden gelenin en iyisini yapmaya karar verdiysen, o mecranın nasıl kullanıldığına dair iyi bir bilgiye sahip olmalısın.

Disney bir Twitter kampanyası düzenlemeye karar verdi. Kendinden bildiğin üzere Twitter’da bir kitlenin ilgisini kazanabilmek için sadece birkaç saniyeye sahipsin.

Platformun işleyiş şekline göre düşünüp, harika bir iş çıkardılar.

Twitter, tweetlerdeki karakter sayısını ile sınırlandırdığında Disney tam olarak 140 karakterden oluşan en süper Hashtag’i oluşturdu.

Disney Twitter Hashtag

Doğru yoldasın Disney!

Disney bu 140 çizgi film karakterini topladı ve onlarla kocaman bir Hashtag sembolü olan (#) bu sembolü oluşturdu, fotoğrafladı ve bunu tweet olarak attı.

Ve sonuç olarak 2000’in üstünde retweet ve bu güne kadar 3000’in üstünde favori aldı.

Yani bu nedenle kampanyanızı yürütmekte olduğunuz sosyal medya platformunu araştırdığınızdan emin olun. Bu şekilde sadece değerli ve yüksek kaliteli içerik sunmakla kalmaz, aynı zamanda bu içeriğinizi doğru biçimde sunarsınız.

 

Çevrimiçi Örnek 9 – British Airways ve canlı ilan panosu

Başka bir rehberimde reklam panoları hakkında neler dediğimi hatırlıyor musunuz?

Kullanmayı bilirseniz hala düzgün çalışıyorlar.

British Airways bunu yapmanın harika bir yolunu buldu.

Bu Londra’nın Piccadilly Circus bölgesindeki bir panodan bir fotoğraf.

Fotoğraftaki çocuk var.

Bu çocuk bir yeri gösteriyor.

Ve biliyor musunuz çocuğun gösterdiği yerden o panoda bahsedilen uçuş numaralı uçağın gittiğini görebiliyorsunuz.

#Lookup

#Lookup kampanyası 350 milyon görüntülenmeye ulaştı.

Kız kardeşiniz bir Avrupa turuna giderken bindiği uçağın bu panodaki çocuğun gösterdiği uçak olduğunu fark ettiğinizi bir düşünün.

Bunun ardından “Acaba tanıdıklarımın benim bir dahaki uçuşumu bu şekilde görmeleri ve fark etmeleri çok fantastik olmaz mıydı?” gibi bir düşünceye kapılmamak elde mi?

British Airways sizi elde etti! Ve bu sadece birkaç LED’e, uçuş bilgilerinin yaratıcı bir şekilde gösterimine ve uçmanın verdiği hatta hala devam etmekte olan doğal şaşkınlık duygusunu kullanarak yaptı.

Çevrimiçi Örnek 10 – Ford’un Kısa Mesaj Pazarlama Kampanyası

Sıkıntılı bir arama satıcısına gitmek insanı korkutmaz mı? Ya da ne biliyim ürkütmez mi? Kendi adıma konuşacak olursam ürkütür, çünkü sıkıntılı bir araba satıcısının, sen arabayı kullanmadan önce bile seni köşeye sıkıştırabilir.

Bundan sonra bu artık senin tecrüben olmak zorunda değil. Bir Ford Batisi, müşterileri için yeni bir hizmet sundu. “Daha fazla bilgi için metin” hizmeti. Müşteriler Ford’un posterini ve metinini güven alacak sayıda görür, bunun ardından hakkında daha fazla bilgi edinmek istediği araç modelini seçip ona yönelirler.

Size fazladan zaman kazandırmak için bunun gibi basit bilgi sağlama içerikleri üretebilirsin. Herkes sahip olduğu zamanın önemini biliyor değil mi?

Bir şirket ürünlerini gözümüze gözümüze sokmuyor ise, bunu düşünmemiz için bize zaman veriyor diyebiliriz. Bu gerçekten çok güzel bir değişim.

Tabii Ford, eğer bir geri dönüş yapmadıysanız, size ulaşmayı en azından üç defa daha deneyeceklerdir. Bu hala bana yani müşteriye elde edilecek olan tecrübenin hakimiyetini vermenin harika bir yolu.

Bu market stratejisi Ford’a tamı tamına %15,4 dönüşüm oranı kazandırdı.

Karışıklar

Size son olarak hibrit yani karışık pazarlama içeriği dediğim şeyden iki örnek göstermek istiyorum. Size Çevrimiçi stratejinin çevrim dışına evrilebilmesini ya da bunun tam tersinin olabilmesi durumunu göstermiştim.

Hala bazı şirketler bu prensibi kullanabiliyor ve içerik pazarlama stratejilerini bunun üstüne oluşturuyorlar.

Çevrimiçi içerikleri çevrimdışı ve diğer türlere bir giriş şeklinde kullanabilme şansın bulunur.

Örnek olarak, Sosyal medya yardımıyla çevrimdışı gerçekleşecek bir etkinliğe karşı bir farkındalık yaratabilirsin ya da çevrimdışı bir etkinlik gerçekleştirip, bu etkinliği o sırada çevrimiçi bir hale evirebilirsin.

Karma örnek 1 – Gary Vaynerchuk hayranlarını arıyor

Gary gerçek harika bir içerik pazarlama ustasıdır.

Bu adam her zaman bi içerik üretmeye, bir şeye değer katmaya hazırdır. Üstelik günde 27 saat çalışıyor bile diyebiliriz :D

2013 yılınca Chase Jarvis ile yapacağı röportaja doğru giderken, hava alanına gitmeden önce radyo stüdyosuna uğramak için birkaç dakikası vardı. Stüdyoya uğradı ve radyoda konuştu.

Bunun ardından hayranlarına onları araması için cep telefonu numaralarını atmalarını istediğini söyleyen bir tweet attı.

Chase Jarvis röportaj

Görünüşe göre burada az sayıda insanın olduğu minik bir çevrim dışı etkinlik yarattı ve farkındalığı arttırmak, ilgi toplamak için devasa 1.65 milyon kullanıcısı bulunan Twitter’ı kullandı.

Birkaç saniye içinde birkaç kişi bu tweet’e yanıt verdi. Gelen her bir numarayı bir veya iki dakikalığını aradı ardından diğer numaralara geçti.

Bu çok basit bir jest idi, fakat Gary’den daha sonra bir açıklama geldi. Bu kısacık çağrılar hedef aldığım kitlenin yanında bana sadık olabilecek daha fazla insan yönlendirebilir dedi.

Ve şimdi, yani 2018 yılında bu adamın temelde kendi kendini ünlü ettiğini söylememe gerek yok sanırım.

Karma Örnek 2 – Gösteri sırasında tweetler

Gary’nin yaptığı şova Chase Jarvis Live adı verildi ve her bir şovu ortalama 90 dakika sürüyordu.

Canlı yayında iken, sadece stüdyo içinde bulunan izleyicilerden sorular almakla kalmıyor, stüdyoda bulunmayan ve canlı yayını izleyen izleyiciler için, belirli hastagleri kullanarak onların twitter üzerinden soru göndermelerini istiyor ve bunları da ele alıyordu.

Gary canlı yayın

Sadece özel bir azınlık için oluşturulmuş olan sıkıcı, çevrimdışı bir etkinlik yerine, bir anda dünyadaki herkesin katılabileceği bir şova çevirdiler kendi şovlarını.

Sadece Gary’nin benim yazdığım kişisel bir soruya cevap verme şansı bile şovu benimsememi, yakından dinlememi ve aslında bana verdiği değeri fark ederek beni kendine çekmeyi çok muhtemel bir hale getiriyor.

İçerik stratejinin melez şekli, Periscope, Snapchat ve diğer sosyal medya uygulamaları ile bu platformda giderek daha popüler bir hal almaya başlıyor. Çevrimdışıyken bile çevrimiçi dolaşabilmeyi diğer yollara göre her zamankinden daha kolay hale getirdiler.

Sonuç

Gördüğün üzere çok fazla örnek var. Ve bunlar sadece buz dağının görünen kısmı. Umarım sana ileride iyi bir içerik pazarlamacısı olman için neler yapman gerektiği konusunda iyi bir fikir vermişimdir.

Dahası, bunu büyük bir pazarlama bütçesi ile yapmadığımı, büyük bir pazarlama bütçesi ile hazırlanmadığımı görmeni umut ediyorum.

Bu günlerde herkes içerik pazarlama dünyasını kendi avantajları için kullanabilme şansına sahip.

Unutmayın, Dünya her gün daha gürültülü bir hal alıyor.

Çok vakit geçirmeden başarılı olmak istiyorsan herkes gibi içerik pazarlamasını kullanmak zorundasın demektir.

Enerjini uzun vadede platform veya içerik fark etmeksizin iyi hikayeler anlatmaya ve bu hikayeleri güzel bir şekilde anlatmaya odaklanırsan, uzun vadede kazanacaksın demektir.

Bu dönemde daha yüksek sesle bağırmak sana yardım etmeyecektir sakın unutma. Sadece diğerlerinin bağırdığından daha iyi şeyler bağırman sana yardımcı olacaktır.

Peki senin hikayen ne? İçerik pazarlamasını zaten kullanıyor musun?

Kaçırdığım veya verebileceğim başka harika örnekler biliyorsan lütfen yorumlarda bu örnekler hakkında bana bilgi ver.

Bu yazıyı beğendiyseniz bunu arkadaşlarınızla Facebook, Twitter ve LinkedIn profilinizde paylaşabilir, bize destek olabilirsiniz!

Facebook Retargeting Nedir? Retargeting Rehberi (2019) başlıklı makalemizi de okumanızı öneririm.

Bu yazı yardımcı oldu mu?
EvetHayır
Photo of Oğuzhan Bilişik

Oğuzhan Bilişik

618Media.com CEO'su, SEO, Dijital Pazarlama ve Yazılım, her gün partnerlerin web siteleri yükselsin diye çalışmakta :)

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı